Vakıf Başkanı Ramazan KAHVECİ’nin Genel kurul konuşması.

VAKIFLARIN AMAÇLARI VE GÖREVLERİ
Vakıf, Yaratan’dan ötürü yaratılanlara merhamet, şefkat ve sevginin bir tezâhürü olan infâkın devamlılık arz ederek müessese hâlini almasıdır. Bu da bir malın Allâh’a adanmasını, yani temlik ve temellükten[1] men olunarak, ebediyyen mânevî bir gâye için kullanılmasını ifade eder. Gâye ise, bütün mahlûkâtın muhtaç olanlarına cömertçe ikramda bulunup şefkat ve merhametle yaklaşarak, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanabilmektir.
Muhtaçlarla imkân sahipleri arasında bir köprü olan vakıflar, toplumu âdeta bir merhamet ağıyla örerek sosyal dengeyi muhafaza eden bir sigorta vazifesi îfâ ederler.
VAKIF İNSAN NEDİR?
İnsan için dünyaya ait varlıkların en değerli ve ehemmiyetli olanı, “can” ve “mal”dır. Cenneti satın alabilmek ve rızâ-yı ilâhîye nâil olabilmek, bunları Allah yolunda infak etmekle mümkündür.
Bu sebepledir ki, malını ve canını, yani sahip olduğu her şeyi Allah yolunda cömertçe infak eden insanlara “vakıf insan” denilmiştir.
Kendisini bütün imkânlarıyla hayır hizmetlerine vakfetmiş olan her insan, böyle yâd edilmeye lâyıktır.
Cemiyetin huzur ve sükûnunun sağlanmasında bu gibi kimseler son derece ehemmiyetli bir vazife görürler.
Zira böylelerinin hizmet ve faaliyetleri -umumiyetle- geçici dünya hayatlarına münhasır kalmaz. Tesis ettikleri müesseseler, onların ihlâsları nispetinde, gelecek zamanlara da kâmil olacak surette devamlılık arz eder.
Böylece vakıf, hem toplum için rahmet ve bereket vesilesi, hem de onu tesis edenler için en güzel bir sadaka-i cariye olur.
VAKIF İNSANLARI
Vakıf insanların en zirvesinde bulunanlar; peygamberler, veliler ve onların terbiyesinde kemâle eren Salih ml’minlerdir.
Onlar, gönüllerindeki iman heyecanını dünyanın dört bir tarafına taşımışlar ve tarihe en muhteşem altın sayfaları hediye etmişlerdir.
Zamanımızın içtimaı ve iktisadi buhranlarla bindir huzursuzluğa sahne olması, biraz da- eski ve zengin vakıfların bir hayli tarumar edilmiş bulunmasından ve yeniden kurulanların da ihtiyaçlar karşısında kifayetsiz kalmasından ileri gelmektedir.
Bu kifayetsizliğin telafisi için, günümüzün varlıklı müminleri gayrete gelmelidir. Zira bu husustaki mesuliyet, öncelikle onlara âittir.
Yüce Allah buyuruyor.
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz, Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter. Bakara suresi 148
Kim Allah’a güzel (karşılık beklemeden) bir borç verirse Allah da bunu kat kat fazlasıyla öder. Daraltan da genişleten de Allah’tır ve O’na döndürüleceksiniz. Bakara suresi 245
HADİS
“İnsanoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır. Üç şey onun amel defterinin açık kalmasını sağlar:
- Sadaka-i cariye, (hayrı devam eden iyilikler),
Yararlanılan ilim,
3. Kendisine dua eden hayırlı evlat.
“Bir Müslüman bir ağaç diker de onun meyvesinden bir insan yahut hayvan yerse muhakkak o yenilen şey, ağacı diken kimse için bir sadaka olur.” (Buhârî, Edeb, 27)
VAKIF İNSANI
Vakıf insanı, ihlâslıdır. Yaptıkları hayrı Allah için yapar, hayırlarına gösteriş karıştırmaz. Bu konuda o, her biri muhlis sıfatıyla donanmış olan peygamberleri örnek alır. Her türlü gösteriş ve reklâmdan uzak durur.
Kur’an-ı Kerîm’de, olgun bir mü’min olarak rızâ-yı ilâhîye vasıl olabilmemiz için, sevdiğimiz şeylerden infakta bulunmamız emredilmiştir. Bunlara en güzel örnek ‘vakıf insanlardır. Vakıf insanların en zirvesinde bulunanlar; peygamberler, veliler ve onların terbiyesinde kemâle eren Salih mü’minlerdir.
Mevlânâ buyuruyor ki:
“Tatlı suyun başı kalabalık olur.” diyor. Tabi böyle baktığımız zaman vakıf insanını, rahmet insanlarını da herkes sever onları. İnsanlar sevdiği gibi, mahlûkat da sever onu
Bir vakıf insanı, bir rahmet insanı da imha edici değil, inşa edici olacak.
Rabbim birliğimizi ve beraberliğimizi bozmasın vakfımıza destek veren herkesten Rabbim razı olsun.
Tüm gönül dostlarıma selam ve muhabbetlerimi sunuyorum.